Çalışırken ve işten ayrılırken doğan haklar

İş hukuku, işçinin ücretinden dinlenme hakkına, işverenin yönetim yetkisinden iş sözleşmesinin sona ermesine kadar çalışma ilişkisinin kurallarını belirler. Maaşın zamanında ödenmemesi, fazla çalışmanın karşılıksız kalması, kullanılmayan yıllık izin ve işten çıkarılma en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardandır. Aynı olay birden fazla hak doğurabilir; işten çıkarılan işçinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve birikmiş ücretleri ayrı taleplerdir.

Örneğin bir mağazada çalışan kişinin her hafta kapanıştan sonra çalışması ve bayram günü de göreve çağrılması, fazla çalışma ile genel tatil ücretini birlikte gündeme getirebilir. Bankaya yatan maaş, bu çalışmaların tamamının ödendiğini tek başına göstermez. Sözleşme, bordro, vardiya çizelgesi ve yazışmalar hangi hakkın doğduğunu ortaya koymaya yardımcı olur.

Başvuru yolunu belirleyen ayrım

İşçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru zorunludur. İş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat ile ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları bu zorunluluğun dışındadır. Her çalışan aynı kanuna tabi olmadığından, tarım, deniz ve basın işleri gibi alanlarda uygulanacak düzenleme ayrıca belirlenir.

İşe iade talebinde fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulur. Anlaşma olmazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılır. Kesinleşmiş işe iade kararının tebliğinden itibaren on iş günü içinde işverene işe başlama başvurusu gerekir. Bu yolun işçi sayısı, kıdem ve sözleşme türüne bağlı koşulları vardır. Ücret ve tazminat alacaklarının süreleri ise işe iade süresinden farklıdır.

İş Hukuku konuları

Bu konudaki hukuk notları

İlgili çalışma alanları

Resmî kaynaklar